RSS Feed Görüntüle

CAN SERDAR

Psikotik Obsesyon: Bir Türkiye Gerçeği

Bu Girişi Değerlendir
Obsesyon, en basit tanımı ile “sabit fikirlilik” olarak tanımlayabileceğimiz bir tür akıl hastalığıdır. Belirli bir şekilde davranmak, konuşmak veya düşünmek zorunluluğunda olma durumu hakimdir bu tür hastalarda. Saplantılı bir yapı ile karşı karşıya gelirsiniz bu hastaları incelediğinizde. Ancak Obsesyon hastalığı “nörotik” bir akıl hastalığıdır “psikotik” değildir. Nörotik hastalıklarda kişilerin kavrama yeteneği mevcuttur. Psikotik hastalıklarda ise kişilerin kavrama yetenekleri mevcut değildir. Yani nörotik hastalar, durumlarının farkında iken; psikotik hastalar durumlarının farkında değildir. Tıp bilimine göre bir Obsesyon hastası “kavrama” yeteneğine sahipken, ülkemizde ki bazı(!) obsesyon hastaları bu yeteneğe maalesef sahip değillerdir. Hal böyleyken nörotik olarak tanımlanan Obsesyon bizde psikotik bir şekilde ilerlemektedir.

2006 yılında Teknoloji ve Tasarım Dersi Programının yayınlanması ve müfredata girmesi ile birlikte programa dair çeşitli görüşler ortaya çıktı. Ortaya çıkan görüşlerin temeline inildiğinde ise “bilgi yüklemesi” yapılması veya yapılmaması durumlarının taraflığı karşımıza çıkıyor. İnsanoğlu’nun dünya üzerinde mevcut olan bilginin %90 civarında olan kısmına son 20 yılda ulaşmış olması ise muazzam bir durumdur. Bugün “bilgi yükleme” bazlı hazırlanan bir müfredat programının ezberlettiği(!) bilgilerin 10 yıl sonra geçerliliği ve gerekliliğinin ne olacağı ise tam bir muammadır. Soğuk Savaş döneminde sadece gizli servislerin ulaşabildiği bilgilere günümüzde çocukların dahi ulaşabildiği bir dönemeçteyiz. Hal böyleyken, “bilgi yükleme” mi yoksa “bilgiye ulaşma”, “bilginin doğruluğunu analiz etme”, “doğru bilgiye ulaşma”, “bilgiyi yapılandırma” mı? 21. yüzyıl eğitim modeli hangisi olmalı? diye soruyor ve bu sorunun cevabını herkesin kendi kendine düşünmesini rica ediyorum.

Eğitim modelinde, mutlaka bir şekilde “bilgi verilmesi”, “ön bilgi sunulması” gerekliliğini savunan arkadaşlar halen mevcut. Mevcut olmaya da devam edecekler elbette. Ancak benim ilgimi çekmeyen bir bilginin bana verilmesi zaman kaybından öte bir şey değildir. Merak etmediğim, ilgi duymadığım hiçbir şeyi bana öğretemezsiniz. Hoş kimse kimseye bir şey öğretemez ancak ezberletebilir, belleğe kaydettirebilirsiniz. Oysa bireyin kendi ilgi ve merakları sonucu kendisinin ulaşmak için çaba gösterdiği bilgi ve bu bilgiye ulaşma süreci öğrenmenin temel yapı taşını oluşturur. 21. yüzyılın geldiğimiz noktasında her bireyin istediği her türlü bilgiye ulaşma ve ulaştığı bilgiyi analiz ederek “doğru bilgi”yi süzme imkanları artık mevcut. Öyleyse bunlar 21. yüzyılın “yaşam becerileri”dir demek yanlış mı? Bireye “bilgi yükleme” amacı ile “ezber” yaptırmak yerine bu yüzyılın “yaşam becerilerini” kazandırma temelli bir eğitim modeli çok mu zor? Zor değil örneği 6 yıldır gözümüzün önünde: “Teknoloji ve Tasarım Dersi Programı”

Yukarıda ki paragraflarda yazdıklarımızı 6 yıldır bizler bu ülkede tartışıyoruz. Ve tartışmanın “bilgi yükleme” taraftarı kesiminin, bu düşüncelerine temel dayanak olarak sundukları bir kurum var: “DATA” yani “Design and Technology Assocation”. İngiltere D&T eğitimcilerinin oluşturduğu ve İngiliz Ulusal Müfredat Sisteminde son derece etkin bir dernek. Bu dernek ve İngiltere daha doğrusu Birleşik Krallık Müfredatı örnek gösterilerek “iş eğitimi” temelli bir programın uygulanması gerektiği savunuluyordu. Bugün ise ismi pek anılmaz oluverdi. İsmi anılmamaya başlayınca özledim doğrusu DATA ve Teknoloji okuryazarlığı saplantısını. 2012 yılında İngiliz Eğitim Bakanlığı Ulusal Müfredatı yenilyeceğini ve D&T programını değiştireceğini ilan etti. Bunun üzerine DATA yeni program için zaman isteyerek, 2014‘e kadar eski programlarının uyuglanmasına devam edilmesini, 2014 de ise yeni D&T programının yürürlüğe girmesi istedi ve bunu sağladı. 2014′e kadar hem DATA hem Bakanlık hem de diğer paydaşlar bu yeni D&T programı üzerinde çalışma yapacaklar. Can alıcı nokta ise yeni D&T programının vizyonunda yeni çağın yeterlilikleri ve gerektirdikleri olarak; inovasyon, yaratıcılık, tasarım, dijital yeterlilikler, yeşil enerji, yenilikçi ürünler, v.b. olarak sıralanıyor 1989 yılında Dünya üzerinde ilk biz bu programı yaptık ve uyguladık diyorlar, aradan geçen yıllarda teknoloji gelişti ve değişti, verdiğimiz bilgiler(ağaç, metal, elektronik, beslenme, v.b.) artık gerekliliğini yitirdi diyorlar Tanıdık geldi mi arkadaşlar bunlar? Bana sanki 2006 yılından Türkiye’den TTKB’nin Teknoloji ve Tasarım Programı açıklamasını anımsattı…! Buraya ufak bir not, 2007′de ülkemize gelen İngiliz Bakanlık yetkililerinin bizim Teknoloji ve Tasarım Programını incelemek istediklerini de eklemek lazım.

İngilizler bu saatten sonra ne yapar, ne ederler bilemiyorum. 2014′de yeni ulusal müfredatlarını yaratıcılık ve inovasyon üzerine kurmanın heyecanını yaşadıkları kesin. 2014 Eylül ayında görürüz artık ne yaptıklarını.

Bizim ülkede ki Obsesyonist kesimin bir dayanağı da “ITEA” yani “INTERNATIONAL TECHNOLOGY AND ENGINEERING EDUCATORS ASSOCIATION” idi. Amerika merkezli bir dernek. Onunla ilgili daha sonra ayrıntılı yazarız. Şimdilik ünlü “ITEA”nın bizim Obsesyonistler tarafından saptırılmış bir kavram olan “Teknolojik Okuryazarlık” ile ilgili bir projesi var. “NSF” yani “Ulusal Bilim Vakfı” ki Amerikada son derece önemli bir vakıf ve “CU” yani California Üniversitesi ile gerçekleştirdikleri 3-4-5. sınıf öğrencilerine yönelik(bu sınıflara yönelik olan etkinlikleri vermişler 6. sınıflarda da var sanırım) bir proje. Projenin adı; “I³ Project”. Açılımı ise; “Invention-Innovation-Inquiry Units for Technological Literacy”. İçerik ise sıkı durun; “Araştırma, İnovasyon, Buluş” Peki bu tanıdık geldi mi arkadaşlar? Bana yine 2006′dan epey bir tanıdık geliyor…

Sonuç olarak, ülkemizde ki Obsesyonistlerin “Teknoloji ve Tasarım Dersi Programı” özelinde, dayandıkları “ITEA” ve “DATA” değişime gidiyor, gittikleri değişim ülkemizde 2006 yılından beri uygulanan ve hiçbir yerden çalıntı, çırpıntı, özenti olmayan öz kendi programımız olan “Teknoloji ve Tasarım”. Şimdi sormamız gereken bazı şeyler var. 6 yıldır bu programa çamur atmak için ITEA ve DATA’ya sığınan Obsesyonistler nörotik misiniz yoksa tahmin ettiğimiz gibi psikotik bir evrim mi geçirdiniz? Diğer bir soru ise; İngiltere genel eğitimin tüm kademelerinde D&T programını yayarak 2014 den itibaren Ulusal Eğitim Sistemini “yaratıcılık ve inovasyon” üzerine inşaa edecekken, Teknoloji ve Tasarım Programını 6. sınıflardan kaldırtan TEGM bu eylemi ile neyi amaçlamaktaydı? Son soru olarak yine TEGM, ABD 1. kademe 3-4-5-6. sınıf öğrencilerine D&T’nin yanında “Araştırma, İnovasyon, Buluş” çalışmaları yaptırarak yeni bir model geliştirmekteyken 2006 yılından beri elinizin altında olan ve bu ülkelerin örnek aldığı program felsefesini süs niyetine kullanmakta ve Genel Eğitimin tüm kademelerine yaymamakta ısrarlı ve takıntılı(!) mısınız?

Evet, Dünya’da söz sahibi ve eğitimde lider durumda bulunan iki ülke: Amerika ve İngiltere bizim “Teknoloji ve Tasarım Programı” içeriğini(içeriği yok diyenlerin kulakları çınlasın) eğitim sistemlerinin tüm kademelerine yayarken, biz Teknoloji ve Tasarım Dersi’ni 6. sınıflardan kaldırdık. Buna nasıl geldik, neden oldu, v.s. tartışmayacağım bunları. Bugün ki hedefim Obsesyonizm. Çünkü bu iş bilmezliklerin, değişime ve gelişime kapalı olmanın ardında yatan Obsesyonizm. Takıntılı ve Saplantılı bir toplum yapısı. Ve bu saplantılı toplum yapısının ortaya koyduğu takıntılı ve saplantılı bireyler, ve bu bireylerin kontrolünde ki kurumlar… Acı olan Obsesyonun psikotik oluşu, inanın psikotik bizim ülkede bu hastalık. Zira nörotik olsaydı ortada bir pişmanlık olurdu. Hala yok, hala yok… Ortada olan tek şey Teknoloji ve Tasarım’ın 6. sınfılardan bir hiç uğruna kaldırılmış olması. Son olarak bu Obsesyonist arkadaşlara nacizane önerim, bir Aktar‘a gidip 250 gr. Kına alın, psikozunuza şifa niyetine

Şifalar olsun… Saygılar…

Yorum

“Bir mıh, bir nal kurtarır, bir nal bir at kurtarır, bir at, bir atlı kurtarır, bir atlı bir savaş kurtarır, bir savaş bir vatan kurtarır.”