RSS Feed Görüntüle

CAN SERDAR

Kurgu Kuşağı ve Gelecek Tasarımı

Bu Girişi Değerlendir
yazar tarih 11-16-2012 saat 07:12 PM (2031 Görüntülenme)
Teknoloji ve Tasarım Dersi‘nde bu günlerde birçok okulda Kurgu Kuşağı çalışmalarına geçildi. Hazır Kurgu Kuşağı çalışmaları başlamışken biraz Kurgu Kuşağı’nın felsefik yapısı ile etkileri üzerine düşünmenin ve sorgulamanın yararlı olacağını düşünüyorum.

Kurgu Kuşağı’nda bireye “Hayallerinden yola çıkarak, ilgi ve merakları doğrultusunda çevrelerinde neleri geliştirmek, değiştirmek ve kolaylaştırmak” istedikleri sorgulatılarak yaratıcılık ve hayal gücü somutlaştırılmaya çalışılır. Yani “Creative thinking” ya da “innovative thinking” olarak adlandırılan düşünce sisteminin geliştirilmesi ve yapılandırılması amaçlanır. Şimdiye kadar Teknoloji ve Tasarım Dersinin temelinde yer alan ve öğretmenlerimiz arasında pek söz edilmeyen “Kuantum Paradigması”ndan hareketle Kurgu Kuşağının felsefik temeline de bakmakta fayda var diye düşünüyorum. Burada Fütürizm ile bizim Kurgu Kuşağı arasında ki yakın ilişkiye değinmek istiyorum. Yazıda yer vermesem de Bilim-Kurgu film sektörünün bilimsel ve teknolojik ilerlemelerde oynadığı etkin rolü de düşünmenizi istiyorum.
Fütürizm, 1900 lü yılların başlarında İtalya’da bir sanat akımı olarak ortaya çıkıp daha sonrasında “Faşizm” ile ilişkilense de bizi alakadar eden kısmı genel tanım olarak nitelendirmesi yapılan “Olumlu Gelecek Tasarımı” noktasında olacaktır. “Olumlu” sıfatından anlamamız gerekenin geleceği pembe bir dünya gibi görmek olarak algılanmaması, geleceğin tasarımında gelecekte ortaya çıkması beklenen/uzgörülen sorunların da çözümüne dair uzgörü/kurgu geliştirilmesi olarak algılanması gerektiğinin altını çizmekte fayda var. Fütürist akımın simge isimlerinden biri olan Isaac Asimov‘un romanları ile birlikte “Bilim-Kurgu”nun Altın Çağı ve Jules Verne’nin Futurism’in “Olumlu Gelecek Tasarımı” olarak tanımlanmasında ki etkileri de göz ardı edilmemeli. Aslında bu “Olumlu Gelecek Tasarımı” olarak tanımlanan Fütürizm’in Jules Verne‘den etkilendiğini ve esinlenildiğini varsaymak yanlış olmayacaktır. Ek olarak Asimov‘un 1989 yılında basılan insanlık tarihinde bilim ve teknolojinin nasıl geliştiğini, buluşların, icatların nasıl ortaya çıktığını anlatan “Bilim ve Buluşlar Tarihi” kitabı da Teknoloji ve Tasarım Dersi ile yakından alakalıdır. Asimov, “Bilim ve Buluşlar Tarihi’nde; okurun, dünyanın binlerce yıllık tarihi içinde bilimin, ateşin keşfinden teknolojideki son gelişmelere kadar varan serüvenine tanık olmasını sağlar. Kendine özgü kolay anlatımıyla okuru, bu serüvenin, gezegenlerin, yıldızların ve galaksilerin keşfi; buharlı gemilerin, asansörün, ilk otomobilin, ilk televizyonun, teleskopların ve uzay gemilerinin icadı; virüslerin, kan dolaşımının, hastalıkların ve onların tedavilerinin keşfi gibi önemli duraklarında misafir olmaya davet eder.”

Bilim-Kurgu’nun babalarından sayılan Jules Verne‘nin gençlik yıllarında Fantastik, Gotik, Gerilim,Korku türlerinin edebiyat öncülerinden olan Edgar Allan Poe hayranı olduğu ve onun eserlerinden de etkilendiğini belirtmekte fayda var. Edgar Allan Poe‘nun Türkçe kaynaklarda hiç bahsedilmese de özellikle Fantastik ögeler içeren eserlerinde “Kuantum Fiziği”ne dayanmış olması da önemli bir ayrıntıdır. Jules Verne‘nin “Bilim-Kurgu yazarı” mı yoksa “bilim yazarı” ya da “teknoloji yazarı” olarak tanımlanması gerektiği tartışmaları da ilginçtir. Verne, eserlerinde “bilimsel gerçekliklere” dayanarak romanlarında ki öğeleri açıkladığından dolayı ona “bilim ya da teknoloji yazarı” denmesi gerektiğini belirten görüşler de vardır. Verne ile birlikte Bilim-Kurgu’nun babası sayılan iki isim daha vardır. Bunlar da adına her yıl düzenlenen “Hugo Ödülleri”nin ilham kaynağı olan Mucit Hugo Gernsback ve H.G. Wells’dir. Gernsback‘in yazarlığının yanında bir mucit oluşu da unutmamamız gereken noktalardandır. Wells ise eserlerinde Verne’nin aksine bilim-kurgu ögelerinin teknik açıklamalarını baştan savma bir şekilde geçer. Her iki bilim-kurgu tarzınında geleceği etkilediği ve yönlendirdiği ortadadır.

Fütürizm, ülkemizde üniversitelerde daha yeni yeni ders olarak okutulmaya başlanıyor. ODTÜ‘de Yüksek Lisans dersi olarak okutulacak, Kadir Has Üniversitesinde de benzer bir program var sanırım. Teknoloji ve Tasarım Dersi ise 2006 yılından bu yana Kurgu Kuşağı ile bir anlamda “Olumlu Gelecek Tasarımı” yaptırmakta. İlginçtir ki ne o üniversite bölümlerinin ne de bu konularla alakalı kişilerin bizim dersimizin Kurgu Kuşağından bu manada haberi yok.

Haberdar olmadığımız bir kişi var ki, Türkiye’de ki en ünlü Fütürist olarak tanımlanabilecek birisi, biz onu farklı şekillerde tanıyoruz. Nuri Demirağ‘ı çok kişi duymuş çok kişi araştırmıştır. Ancak “Fütürist” olarak tanımlanabilir mi? Buna bakmak lazım. Nuri Demirağ’ın ilk Türk Sigara kâğıdını yaparak başladığı serüveni müteahhitlik ve 1012 km’lik demiryolu yapması ile devam etmiş ilk Türk Tayyare Fabrikası ile zirve yapmıştır. Öyle ki 1936 yılında temellerini attığı havacılık sektörü, 1941 yılında ilk uçuşuşunu yapan ilk yerli Türk uçağı ile umutlanmıştı. Aynı yıl Eylül ayında 12 yerli uçağı çeşitli illerimizde uçurmayı da başarmıştı. Nu.D.38 adını verdiği yolcu uçağı, tamamen Türk mühendis ve işçilerinin ortaya çıkardıkları Türk tipi bir uçaktır. 6 kişilik yolcu uçağının çift pilot kumandası bulunmaktadır. Saatte 325 kilometre hız yapabilmekte ve 1000 KM uçabilmektedir. 1937-38 yıllarında THK tarafından sipariş verilmesiyle yapılan bu uçaklar 1941′den sonra THK’nın siparişinden vazgeçmesiyle son bulmuştur. Ancak bunlardan çok daha ilginç olan projeleri vardır ki onun gelecek tasarımı, uzgörüsü ve vizyonerliği “Bilgi Toplumu”nu oluşturacak bireylerin sahip olması gereken cinstendir. Örnek vermek gerekirse; “1931 yılında projesine başladığı Boğaz Köprüsü, 1973 yılında Japonlara yaptırıldı”, “1940larda yaptığı Nu.D.38 5000 fite kadar yükselebilirken yapım siparişleri iptal edilmiş, 1970 yılında aldığımız F-27 ler 6000 fite kadar çıkabiliyordu”, “1944 yılında Keban Barajı projesini çizmiş ve önermişti, 1966 yılında bu öneri meclis gündemine alındı”, “1936 yılında ar-ge çalışmalarından ve kopyacılığın montajcılığın bir fayda getirmeyeceğinden bahsetmiş, 1995 yılında ancak yerli ARGE çalışmaları başlatılmıştır.”, “1947 yılında hazırladığı Köy ve Şehir planları, şehirlerde tasarladığı havaalanları, ancak 21. yüzyılda Kentsel Dönüşüm adıyla gerçekleştirilmeye çalışılıyor”

Gelecek Tasarımından bahsetmişken “Düşünce Deneyleri “ne de değinmek lazım. Kuramsal önermeler ve kurgular ile mantık yürütmelerin yer aldığı deneylerde Galileo, Einstein, Maxwell, Sten, v.b. gibi ünlü düşünce deneycilerini sayabiliriz. Düşünce Deneyleri ile geleceğin nasıl tasarlandığını anlamak için de Galileo‘nun serbest düşme deneyi sonrası Aristo’nun önermelerinin çürütülerek modern mekaniğin doğuşu ile bilim dünyasında bir çağın kapanması örnek gösterilebilir. Bugün uluslararası düzeyde üniversiteler arasında en iyiler arasında gösterilen birçok üniversitede düşünce deneyi çalışmaları yaptırılıyor. Sadece lisans düzeyinde değil, yüksek lisans ve doktora seviyesinde. Bu dersleri verenlerden biri de Berkeley‘den Profesör Lotfi Zadeh‘dir. Bakü doğumlu bilim adamı 1965 yılında “Bulanık Mantık” yani “Fuzzy Logic“in mimarlarındandır. Bu yıl Nobel Fizik ödülünün gittiği çalışmalar Kuantum Bilgisayarları idi ve o bilgisayarların gelişimi “Bulanık mantık” çalışmalarına dayanmaktadır. Kuantum Paradigması, gelecek tasarımında büyük bir rol oynamakta ve gelecek tasarımları artık bu paradigma üzerinden yapılmakta. Teknoloji ve Tasarım Dersinin dayandığı paradigma geleceğe yön vermekte, ezber kalıplarını bozan da sorgulamalara imkan veren de bu paradigma…

Yaşadıkları toplumlarda “Gelecek Tasarımı” konusunda etkili olan kişilerin, geleceğe nasıl şekil verdiklerini, toplumlarını nasıl yönlendirdiklerini görmek zor değil. “Bilgi Toplumu” olmak istiyorsanız öncelikle yaratıcılıkları ve hayal gücü gelişmiş, yaratıcılıklarını ve hayal güçlerini somutlaştırabilen bireylere ihtiyacınız vardır. Bilginin ya da teknolojinin ya da bilimin kopyalanması ile bir noktaya kadar gidebilirsiniz, oysa bilgiyi üretmeye başladığınızda işler değişecektir. Şimdi kendimize sormalıyız, bilgi üretimi için ezberler ve yargılar arasında sıkışmış bireyler mi yoksa sürdürülebilir bir gelecek tasarımı yapabilen yaratıcılık ve hayal güçleri gelişmiş bireyler mi? Nasıl bir toplum ve nasıl bir birey sorusunu soran eğitim sistemimize ne yapması gerektiği noktasında cevabı sizler verin…

Yorum

“Bir mıh, bir nal kurtarır, bir nal bir at kurtarır, bir at, bir atlı kurtarır, bir atlı bir savaş kurtarır, bir savaş bir vatan kurtarır.”