• Kim Olduğunuza Güvenin


    "So close no matter how far/Ne kadar uzak olsak ta çok yakınız, Couldn't be much more from the heart/Daha yürekten olamazdım, Forever trusting who we are/Daima kim olduğumuza güveniyorum, And nothing else matters/Ve başka hiçbir şey önemli değil"


    - En şık elbiselerini giymiş, davetli olduğu resepsiyonun verildiği mekana ulaşmıştı. Mekana girerken kırmızı bir halı ile karşılaştığında, "yanlış yere mi geldim acaba" diye içinden geçirmişti ki; uzun uzadıya serilmiş olan o kırmızı halının üzerinde yürürken buluverdi kendini. Karşısında sıraya dizilmiş giyimleri düzgün bir grup insan çarptı gözüne. "Sanırım görevliler karşılama için bekliyor" diye düşünürken, grubun en başında duran kişi "Değerli öğretmenim, hoşgeldiniz" dedi. Lacivert takım elbisesi ve yüzünde sıcacık bir tebessüm ile bir adam... Gözlerinde anlam veremediği bir parıltı ile usulca kendisine uzanan eli sıktı, "teşekkür ederim" demekle yetindi. Grubun içinde kendisine ikinci bir el daha üçüncü bir el daha, ve daha nicesi... Kırmızı halı ile başlayan yolculuk, kırmızı bir gül ve kendisine hediye edilen bir kalemin ardından salona giriş ile noktalanmıştı... Salonda yeni bir yolculuğun kendisini beklediğinden bir haber görevli öğretmenlerin ona yerini göstermeleri ile masasına geçti. Salonun her bir yanı öğretmen kokuyor, öğretmen doluyordu. Bir zamanlar kapısından geri çevrildiği kurumun tüm yöneticileri kendisini karşılıyor, hoşgeldiniz diyor, ve hatta masasında sohbet ediyordu. Masasında oturan emekli öğretmen birden anlatmaya başladı, 45 sene öğretmenlik yapmış ve sonrasında emekli olmuştu. "45 yıl boyunca bir kez bile bu kadar ilgi görmedim" dediğinde şaşırdı.

    Ne de olsa henüz 5 yıllık bir öğretmendi. Çevresine baktı, her yaştan her alandan öğretmen vardı. Yenisi, eskisi, emeklisi... Servis, yemekler, pastası, v.s. herşey mükemmeldi ancak o hala kırmızı halının sonunda kendisine uzanan ellerin ve "Değerli öğretmenim hoşgeldiniz" diyen sesin etkisindeydi. Birden salonda bulunan sinevizyonlarda bir video oynamaya başladı. Yaşadığı şehirde yapılan çalışmalardan bir kesitti sadece. İşte o videoda kendi yaptığı çalışmaları gördüğünde engel olamadı gözlerinde çiseleyen yağmura. Nasıl engel olabilirdi ki? Yıllardır bir köy okulunda, sessiz sedasız yapayalnız çalıştığını düşünüyordu. Oysa yalnız değildi, onun gibi niceleri vardı ve kendisine uzanan eller onların farkındaydı. Altı üstü bir yemek diye geldiği salonda, 1,5 saat boyunca kapıda 650 öğretmeni tek tek karşılayan adam İl Milli Eğitim Müdürü idi. Bundan 5 yıl önce ataması çıktığında kapısından içeri giremediği kurumun müdürü kendisini kapılarda karşılamış ve resepsiyona davet etmişti. Öyle ya daha 3 gün önce telefon gelmişti, il müdürümüzün size selamı var sizi resepsiyona davet ediyor diye. Gerçi köyde telefon ile konuşurken zaman zaman hatlar kesildiğinden çok da anlamlandıramamıştı. Şehrin Valisi de gelmişti ve yemek sonuna kadar onları yalnız bırakmamıştı. Kaymakamları, ilçe müdürleri, yöneticiler... Her masada ayrı ayrı oturuyorlar, öğretmenleri ile sohbet ediyorlardı. Bundan 5 yıl önce kapıdan geri çevrildiğinde hissettiği yalnızlık ve yok sayılma yerini adını koyamadığı bir duyguya bırakıyordu. Heyecan, azim, şevk adına ne dersek diyelim asla tam karşılığını literatürde bulamayacağımız bir duyguydu... Köyüne döndüğünde neler yapacağını düşünmeye çoktan başlamıştı, masasındaki yeni tanıştığı diğer öğretmen arkadaşları gibi... Ne kadar uzak olsalarda birbirlerinden, aslında ne denli yakın olduklarını fark ettiler o akşam, daha yürekten daha içten olamazlardı, kim olduklarına güvenen ve inanan yüzlerce öğretmen... Ve başka hiçbir şey önemli değildi... "Değerli öğretmenim, hoşgeldiniz..." samimi, sıcacık, arkadaşça, dostça, derinden, içimizden...

    Yorum Yorum Gönder

    Üye iseniz giriş için tıklayın

    Lütfen Resmin içindeki karakterleri sırayla ve aynısını kutunun içine girin.

    Eğer resim içindeki karakterleri okuyamıyorsanız Resmi yenileme seçeneğinden yenileyerek değiştirebilirsiniz.

“Bir mıh, bir nal kurtarır, bir nal bir at kurtarır, bir at, bir atlı kurtarır, bir atlı bir savaş kurtarır, bir savaş bir vatan kurtarır.”